Günümüzün de en çok konuşulan terimlerinden biridir farkındalık. Farkındalığın olabilmesi için de sorgulayan bireyler olabilmek gerekir.
“Hayatınızı sorgulayın, ne amaçla yaşadığınızı sorgulayın, aldığınız nefesin ne kadar muhteşem bişey olduğunu sorgulayın”
Peki sorgulayıcı bir nesil nasıl yetiştirilir?
Elbette herşeyin başında olduğu gibi bunda da en temel ihtiyaç eğitim .
Amaç ; ezberletilmiş kalıplarla öğretim yapmak değil, öğrenilmesi gereken sonuca ve bilgiye giden yolu kendi sorularıyla inşa etmelerini sağlamak olmalı. Konuları küçük parçalara ayırıp bilginin sorgulanmasındaki amaç, parçalardan yola çıkıp bütünü çözümlemek ve geliştirmektir. Bunu geliştiren kişiler karmaşık olaylar karşısında her zaman pratik çözümler üretebilirler.
Öğretmek için standart yöntemlere, kalıplara o kadar çok alışmışız ki ; oysa çocukların ellerinde zaten doğal merak denen en iyi araç yeterince var . Onlara deneyimlemenin , bilgilerle bağlantı kurmanın önemini anlatmak ve bunu da günlük hayatta yaşatmak lazım.
Soru sorduklarında direk cevabı söylemektense başka bir soru ile sonuca kendisinin ulaşmasını sağlamak, düşünmeye sevk etmek, soruşturması için bir yöntem olabilir. Çünkü sürekli anlatmak en ilgi çekici konuda bile bir süre sonra odağı kaybettirir, bu sebeple öz anlatımla, sonrasını düşünmeye sevkederek, başkaları ile konuşup tartışarak , farklı kaynaklar kullanmayı öğretmek daha etkili bir yöntem olacaktır.
Bizim kültürümüzde genelde uygulanan ; her adımı ve yöntemi belli, ulaşılacak sonucu belli görevler ve ödevlerle çocuklara bilgiyi öğretmeye çalışmak oluyor. Bu da çocukları rutine sokup tekrara düşürüyor ve merak duygusunu yok edip beklenen sonucu bulmaya odaklıyor.
Oysa ki her birinin yaratıcılığını da katabileceği , farklı adımlarla ,her adımında farklı tecrübeler yaşayarak farklı sonuçlar bularak , sonucunda değişik yolculuklar yaşamalarını sağlamalıyız. Diğer durumda ise siz sonucu ve yöntemi söylediğinizde kararı vermiş oluyosunuz ve çocuğun duruma katacağı pek de bişey kalmıyor.
En önemli katma değeri ; sorgulamaya ve araştırmaya yatkın kişiler, toplumda doğruluğu kabul görmüş bilgileri bile sorgulama cesaretini gösterirler. Koşulsız kabullenişi reddeder ve bu sayede doğruların zamana ve içinde bulunulan şartlara göre değişkenlik gösterebileceğini görür ve olaylar karşısında en doğru kararı verirler. Yani esnek yaşayan bireyler olurlar.
Aksi durumda olanlar daha şekilci, önceden kabul görmüş, öğretilmiş kodlarla ve dayatılmış hayatları yaşarlar. Bu da onları bazen kolaycı yada teslimiyetçi , başkalarının kararları ile yaşayan, özsaygısı olmayan bireyler yapabilir.
Çocuklarımızın özgürce karar verebilmeleri için bu yetiyi kazandırmalı . Örneğin daha çok polisiye ve politik romanlar okumak, filmler izlemek, bulmacalar çözmek, zeka geliştirici ve strateji içeren pedagojik oyunları (bağımlılık yapmadan ) oynamak bilinen bazı yöntemlerdir. Bunu sağlayacak en etkili rollerin de ebevenyler ve öğretmenler olduğunu düşünüyorum.
İnsanlara bilimi eğlenceli bir şekilde sunmaya çalışan ünlü astrofizikçi Neil deGrasse Tyson’ın dediği gibi ; “ Otoriteyi sorgula! Hiç bir fikir, birisi doğru olduğunu söylüyor diye doğru değildir; ben de dahil. Kendin düşün, kendin sorgula!
Sağlıcakla
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat 1976 İstanbul doğumluyum. Akademik eğitimimi Kocaeli üniversitesi’nde Biyomedikal bölümünü tamamlad...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...