1952 Yılında Hollanda'dan beyazlar içerisinde geldiler. Marmara hattındaki seyr-i seferlerine başladılar. Marmara'nın kıyısında yaşayanlar daha önce hiç böyle zarif ve mağrur gemilerle karşılaşmamışlardı. Üstelik, çıkardıkları motor sesi bile öyle ritmik ve toktu ki dinlettiriyordu kendini. Pruvasıyla denizi bıçak gibi ikiye yarıp 18 mil hız yapabiliyorlardı. Fırtınalı ve dalgalı havalarda bile az sallantıyla yolculuk yapılabiliyordu.
4 Şubat 1984 Cumartesi;
Ayvalık Gemisinin aplik avizeli ve büyük masalı salonunda 9 saat süren yumurta kokulu yolculuk sonunda bitti. Bilmiyordum o gemiye son binişim olduğunu. 8 yaşındaydım. Ve o gemi beni hayatımda ilk kez göreceğim bir cenaze törenine götürüyordu aslında.
1982 senesinde Heybeliada Sanatoryumu'nda tedavi görürken, Jack London'un Deniz Kurdu romanının son sayfası üzerine yazdığı ''Verem'' adlı şiiri 1997 Ekiminde tesadüfen bulacak ve kendisine hayranlığım bir kat daha artacaktı.
Ben, 4 Şubat 1984 günü; Ayvalık Gemisini, Cahit dedemi ve çocukluğumu son kez gördüm...
1971 yılı yapımı Türkan Şoray ve Ediz Hun'un başrollerini oynadıkları ''Mavi Eşarp'' adlı filmin gemi sahneleri Ayvalık gemisinde çekilmiştir. Filmde, geminin içinde bir kumarhane olduğu söylense de mevzu bahis gemide kumarhane bulunmamaktadır.
Geminin en alt katındaki yuvarlak pencereler (lumbuz) denizin içine bakardı. Yolculuk sırasında denizin içi seyredilebilirdi. Günümüzde böyle bir konfor sunan gemi bulunmamaktadır.
Gemlik ve Ayvalık ikiz kardeşlerdi. Ayvalık Gemisi, onarım için çekildiği Tuzla tersanesinde çıkan yangın sonucunda, Gemlik Gemisi ise yaşlılıktan emekliye ayrıldı 1990'da.
O çoook uzun yolculukları artık her sabah traş olurken hatırlıyorum... Yüzüme sürttüğüm hayallerime mi, her sabah traş olma zorunluluğuma mı yoksa 35 sene öncesine duyduğum özleme mi yanayım?
İnsan bir gemiyi özler mi hiç?
Burak Ketenci
Şubat 2014 - Bolu