Karşılaşmalar…
Bilinmezliğin getirdiği çekimin olasılıklar arasından sıyrılarak karşınıza çıkması. Acaba neler oluyor düşünceleri ve meraklarla hayatınızda bir kapı kapanır, başka bir kapı açılır. Bağlandığınız, kendinizi adadığınız her neyse, belki bir dostluk, bir aşk ya da bir uğraş, dans, müzik, edebiyat; kim bilir belki bir yolculuk, yolda olma hali, sonrası varsa anlam kazanır. Aksi halde sahipsiz bir eşya gibi hafızanın kuytularında kaybolur gider.
Hayat nereye sürüklüyor seni, beni, herkesi, boş vermişlikler içinde günü tamamlayanlardan değil sorgulayanlardan olmak yüklü bir iş. Gören, fark eden, ayrıştıran, önemseyen içindir cümlenin sonundan soru işaretlerini kaldırıp, yerine iki noktayı ekleyebilmek.
İnsan değişir, değişiyor hatta dönüşüyoruz. Şu anda olduğumuz halden başka bir hale, duygu durumuna, belki hayallere akıyoruz. Bazen bir gökyüzü oluyoruz, bazen bir meydanda sonsuzu bekleyen eski bir saat kulesi ve niceleri…
Nereye doğru aktığımızı her zaman net tanımlayamayız. Kimi zaman bu kendiliğinden olur, birikimler, yorgunluklar, deneyimler, acılar ya da demler diyelim o dönemeci geçme isteği uyandırır. Kendini anlamaya, yaşadıklarını anlamlandırmaya, kendine değer verdiğini hissetmeye yönelik itkiler insanı arayışa yöneltir. Geç kalmışlık hissi, hayatın tükendiği duygusu ya da rutinden çıkamama rehaveti, atalet duygusu, yeniye dair bilinmezlik, korkularsa aslen tuzaklar başlığında karşımıza çıkar.
Gerçekse ve olasılıklardan ayrışacak ağırlıktaysa er ya da geç bir anlama bürünüyor. O bir tohum. Kişinin aklında, kalbinde, ruhunda, hayallerinde planlanır, özlemlerinden yola çıkar dallanır budaklanır. O tohum, içeride bir yerde tutunacak bir kanca bulmaya görsün. İçinde sakladığı giz işte asıl onu duyumsamaktır ayrıştıran. Tutku ve adanmışlık diyarına hoş geldin der.
Hayatımızın mihenk taşları oluşmaya başlar. Seyahat etme isteğidir, bir keman tınısı, mürekkebin beyaz sayfada bıraktığı dalgalanmalardır, bedeninin müzikle ne denli uyumlu olduğunu merak etmektir, zeytinyağına katılmış baharatlarla sosu hazırlamak ve sevdiklerine sunmaktır. Aslında bu tutku ve adanmışlık bir biçimde tutunmayı başarırsa artık kişi kaybolmasından, uzaklaşmasından, yitip gitmesinden ölesiye korkar. Aşk gibi bir şey bu.
Kendimden misal, hayatta hangi olguya, bütüne dâhil oluyorsam ona bürünüyorum, elimde olarak ya da olmayarak, işte o an bu andır duygusunu içselleştiriyorum. İncelikler ve özen sarmalıyor beni belki hobi başlığında gözüme çarpmıştı ama artık öyle değil. Anlamaya, öğrenmeye, tanımaya dair büyük bir açlık duyuyorum. Sığlıklar içimi karartıyor, alelade göremiyorum. Yüzeyde kalmak bana hiçbir şey anlatmıyor. Olabildiğince sade, araştırmacı, detaycı, öğrenmeye gönül veren bir ben çıkıyor gün yüzüne. Sanırım hayatta en çok bu hallerimi seviyorum. Zamansız bir evre bu. Beni bana anlatır, kendi derin kuyularıma inmeme izin verir, yeni kapılar açar, bir yandan da korkunun dehlizlerinde kaybolurum; açıldığımı, genişlediğimi, köklerimle toprağa tutunurken hayallerimle mavilere aktığımı hissederim. Böyle inişli çıkışlı bir dönemdir benim için. Hep böyle kalsın diye üzerine titrediğim içimdeki bene sarıldığım muhteşem zamanlar. Umarım herkes için böyledir yoksa hayatın tekdüzeliği içinde sıradan, sorunlu, anlamsız yığınlar arasında nasıl nefes alır insan, nasıl yaşar?
Şimdi ve burada belki bundan sebep kısa bir an iç dünyanıza dönersiniz, kendinizle baş başa kaldığınız bir zamana denk gelir, ruhunuza iyi gelen, sizi düşündüren, heyecanlandıran bir başlıkta yolunuzun açık olduğunu hayal edersiniz. Enerjinizin, öğrenme yetinizin, şansınızın yolunda gitmesini, dönüşebilmenizi çok isterim. Buna dair karşılaşmaları kendinize çekmenizi, çoğalmanızı, içinize sinen anlara kendinizi adamanızı, tutkuyla bağlanmanızı dilerim.
Mucizelere hep inandım, bu inancımı hep korudum. Bu sevimsiz yıl biterken mucizelere inanmaya devam edelim.
Aşk gibi bir şey dileyelim…
İstanbul’da doğdum, Pertevniyal Lisesi, Mimar Sinan üniversitesi ve ardından İTü, eğitim hayatıma yön verdi. Uzun yıllardan beri İn...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...