Cesare Pavese okudum yakın zaman önce. Günlerim yoğun bir biçimde onunla geçti. Neredeyse onun öldüğü yaştaydım okurken. Birbiriyle ilişkili üç son eser yazmış, ardından çok sevdiğini öğrendiğim şehirde, Torino’da bir otel odasında, kendi iradesiyle yaşamına son vermiş. Tam da 1950 Nisanı'nda...
Hazır mısınız içinize bakmaya? Evinize,okulunuza,ailenize,işinize,aynadaki aksinize,arkadaşlarınıza,akrabalarınıza? Defne Suman’ın 2018 yılında yayınlanan romanı Kahvaltı Sofrası’nda, Büyükada’nın köklü ailelerinden birine mensup ressam Şirin Saka’nın kahvaltı sofrası etrafı...
yoksun diye üşüyorum, suçlu sanma ne lodos ne bu tükenmek bilmez rüzgar . bil diye söylüyorum ; vefalıyım, rüzgara bile arkamı dönmeyecek kadar...
İnsan ruhuna en iyi gelen mevsim bence ilkbahar tabii ki hayat telaşı içinde kafanı bir an olsun kaldırıp görebiliyorsan kuru dallarla insanın üstüne kasvet çöktüren ağaçların günbe gün dönüşümüne şahit olmak bir mucizeye şahit olmak gibi. Kuru otlara bürünmüş bahçenin bir sabah aniden yemyeşil u...
Bazı günler güneş yüzünü göstermez. Hava kasvetlidir. Kara bulutların ruhunuzun en derinliklerine işlediğini hissedersiniz. Uykulu haliniz peşinizi bırakmaz. Giyinmek bile oldukça yorucu bir eylem haline gelebilir. Tüm bu hisseleri yaşadığınızda herkesin kendine iyi gelen reçeteleri vardır...
Adını sanını bilmediğim bir şehrin Kaybolmuş yolcusu gibi yüreğim Sokaklar anlamsız, ifadeler soğuk öyle bir yerdeki düşüncelerim! Garip bir öykünün eseriyim Muamma yalnızlıklardan öte, Kalabalıklar arasında yitiğim Camdan başını uzatmış çocuk kadar İzlediklerimin bilinçsizliğindeyim Ve şim...
Doğan günün kızıllığında sevdim seni üşüyen ellerinin sığındığı ceplerimde sevdim öyle ansızın buluştuğunda ellerimiz Bir kalp titremesinden hemen sonra Kirpiklerinden gözyaşı düşmeden önce sevdim Hızla akan zamanın durduğu yerde buldum gözlerini Kokunu tanıdığımdan beri Nefes almayı bırakmad...
“Oscar Wilde“ demiş ya ; “Tiyatroyu tüm sanat biçimleri arasında en yücesi olarak kabul ederim çünkü o insanoğlunun, neyin insani olduğu duygusunu bir başka kişi ile en dolaysız olarak paylaşabileceği yoldur.” Bence tiyatro, bütün sanatları birbiri içine alarak, uyumlu bir...
istanbul’da kar beklemekle geçerken çocukluğum hayatım ise geç kalmakla geçmişti çocukken 4 yanlış 1 doğruyu götürürken büyüyünce 1 yanlış tüm doğruları götürmeye başlamıştı şimdi sıkıntıdan patlayan hortumla kışın sıcaktan patlayan mısırların bir akrabalığı olsa gerek diye düşünüyor...
özlem Kalkan Erenus derKi; AT SİNEĞİNİN öLüMü Platon’un Kriton Diyaloğunda Sokrates’in Etik Anlayışı Sokrates’in (M.ö. 469-399) düşünce tarihi içindeki belirleyici konumunu bilmeyen yoktur. Antik Yunan düşüncesini öylesine kökten bir dönüşüme sürükler ki, kendisinden önce gelen...
Bazen rüzgar dağıtmıyor saçlarımı inan, Yüreğimi dağıttığın kadar... Bu şehir gri bu sabah yine, Penceremde menekşeler bile solmuşlar, Kaldırımın köşesinde, iki taş arasında özgürlük savaşı veriyor rastgele saçılmış tohumlar. Gökyüzü sınırsız, gülüşüyor martılar, Getirebilir mi seni bana Rica etsem...
Evrenin hafızasını içmiş bir mumya taşıyım ben. Dünya soğurken uyandım. Kaç yüz milyon yıl geçti bilmem, uykudaydım... Uyandım ki, ısınmış dünya İlk atalarınızı gördüm ne kadar küçüktünüz öyle kurtçuğun kurt olmasına çok vardı daha... Ve siz iki ayak üzerinde durabilmek için ne çok koştun...
Afyon Edebiyatın hayallerimizi ve umutlarımızı beslemesine alışığız. Edebiyattan beklediğimiz, istediğimiz şey de bunlardır aslında. Bu sebeplerden yüzlerce kitap basıldı ve okundu. Sanat dalları içinde edebiyat bir hayalden yola çıkarak ve bir umudu beslemek adına varlığını devam ettirecek tabii...
Telaşlı ve yorgun bir günün akşamı, kalabalık bir işçi servisinin şoför mahalinin hemen arkasında oturuyordu genç kız.. Hani Alpay'ın meşhur ''Fabrika Kızı'' şarkısındaki genç kadın gibi, ''Başı önde, yorgunca'' bir hali vardı. Dalgalı siyah saçları omuzlarından aşağıya salınmıştı, onlar da yorgun g...
İş Kazası ( 1.Bölüm ) Yirmi sekiz yıl önce babamla gitmeye karar verdiğim Esnaf ve Sanatkârlar Odası bünyesinde gerçekleşen yemek olmasaydı belki de bugün günlüğüme yazacağım bu hikâyem olmayacaktı. Babam muhitimizin tanınan berberlerindendi. Güler yüzü, el çabukluğu, her konuda söyleye...
Bedenim kalk gidelim ruhum halt etme otur diyor bu aralar. üzerime çöreklenen karabasan hissiyle, tek avazda kurtulmak istediğim tüm birikmişlerden soyutlanma çabasıyla debeleniyorum. Kendimi muaf tuttuğum olayların tam da göbeğinde buluyorum kendimi ya da dâhil olmak istediklerimin meğer ne d...
önce gölgeler büyür. Işığın yalınayak söylediği bir bozlaktır bu. Eğilmiş mevsimlerin ya da ikindi vakitlerinin, düşmüş zamanların ve iri sözlerin türküsüdür. Rüzgârların silkelediği kasabalı camlardan, halince titreyen dallardan, nehir kıyılarından, dağ uçlarından geçerek giden ışığın içli s...