Şiir Kliniği’nin Yoğun Bakım Servisi’nde durumu hızla kötüleşen bir tesadüf bitkisel hayata girer. Aynı dünyanın da, aynı şiirin de ayrı kıtalarındaki adamın ve kadının düş adamları & düş kadınları seferber olurlar. Bu tesadüfü hayatta tutmak çok önemlidir. çünkü herhangi bir t...
Bazen öyle bir gün gelir ki; büyük bir değişim yaşama ihtiyacı fark ediverir insan ve genelde yaşanan ağır deneyimler sonrası bu ihtiyaç ortaya çıkar. Eğer bu noktada farkındalık başlarsa, zaman içinde güzel şeylere evrilecektir hayat. çünkü canlıların hepsi değişebilme yeteneğiyle var olur....
Unutup, yok saydıklarımız bir bir dökülürken yolumuza, eğilip birer birer topluyoruz umutları şimdi. Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır da ya hep; bu Mart kapıdan bile bakamadan yaktıklarımızı doğuruyoruz küllerinden. Emeklilik hayallerine sarılı yarınları bırakıp biraz dünümüze dön...
Bu günlerde hem kendi kendimize hem de evren adına çok fazla sorar olduk bu soruyu: İnsan neyle yaşar? Ya da nasıl yaşamalıdır? Virüsün kol gezdiği, dünyadan çıt çıkmadığı bu günlerde en içtenlikle cevap vermemiz gereken, insan neyle yaşar sorusu edebiyatın ezelden beri cevabını bulmaya çalıştığı...
Güzel günlere giden bir yol bırakıyorum buraya... Doğa ile savaştayız, kazanırsak kaybedeceğiz... Milyon defa söylendi bu muhteşem söz anladık mı hayır. Şimdi dönüp ardımıza bakmak için bol bol zamanımız var... İnsanoğlunun evlere kapatılmasıyla başlayan süreçte doğa kazanmaya başladı. Şu zor g...
Heceler, görünmez ama duyulur damlalar halinde düşmüştü camlara. Sonra orada yoğunlaşmış ve yassılaşmıştı. Söylenen ve susulan harfler birdenbire yol yol ayrılıp kayıvermişti şeffaf zeminden. Sözcüklerimizin ıslak izleri duruyor hâlâ camlarda. Bir hastalığı söylüyordu haber bülte...
Tüm dünyanın içinden geçtiği kaotik bir ortamda yaşıyoruz son zamanlarda. İyi ile kötünün dualitesi bu aslında bir anlamda. Bu bir nevi karma.. İnsanoğlunun bencilliğinin, kötülüğünün, hırsının tolu fatura kesimi gibi adeta. Peki, hiç duyuyor muyuz? Ne söylüyor dünya bize, neler fısıldıyor k...
İnsan ne zaman umuda ihtiyaç duyar şiir oradadır. Yalnız ve sessiz bekleyişleri biter gecenin şiire kavuşunca. Güzel günler, güneşli günler göreceğine inanır yürek. Hayat damlar dizelerden hastanın yatağına, Yakındır yeniden yaşamak için çıkılan yollar. Daha iyi bir dünyayla buluşur yürekler. Yu...
Bu bir yangı. Derinlerde bir yerlerde işaret ettiği bir mikrop var, gör diyor. Bir süredir böyle… Keşke yaşadığımız gerçeklik, kehanetleri ya da fütürist anlayışla üretilen eserleri izlemek, sayfalarını çevirmek kadar kolay olsaydı. Burnumuz soğuktan donmuş halde, kentin işlek cad...
Bir ayrılık sonrası kadardı unutuluşun Ellerinin boşluğu, tren rayları mesafesi kadardı işte Kalp dediğin bir dünya resmiydi ya hani, Hayaller ise sonsuz gökyüzü Sevmeler yetim, bir su damlası şimdi... Azıyla çoğuylaydı ya her şey! Kararında değildi aslında hiçbir şey Kaosun taa kendisi...
Biliyorum olmuyordu... Aşk'tan başka her şeyden vazgeçmiş bu yorgun bedenle, yeni yetme heyecanıyla çırpınan ruhum aynı gemiye ait durmuyordu. Göz kapaklarımın ağırlığı, kanatlarımın hafifliğine ayak uydurmuyordu. Yürümekle uçmak arası bir şey olmalıydı, Koşmakla kaçmak arası, Söylemek mi...
Ekimde toprağa düştük, öldü sandılar, üstümüzü zemheriyle sardılar, Yetmedi karı, boranı saldılar, Boyun eğmedik. Buyurdular; Temmuz sıcağında kavrulursun, Boynunu orak ile vurdurursun, Gün gelir değirmende ezilirsin, Boyun eğmedik. Baş kaldırdık, başak olduk, Al al gelincikler...
“dum loquimur, fugerit invida aetas: carpe diem, quam minimum credula postero” -Quintus Horatius Flaccus Latin Edebiyatı’nın ünlü ozanı Horatius’un tanınmış dizesi, ne getireceği belirsiz olan geleceğe olabildiğince az güvenerek; bugünü, şimdiyi, yaşamakta olduğumuz a...
O sabah gün aydınlandığı vakit gerçek manzarayı daha iyi anladık. Belediye tarafından yeni yapılan arnavut kaldırımların üstü yıkılan evlerin tuğlaları, toprağı, tozuyla dolmuştu. Günlerdir televizyonlarda bas bas bağıran deprem bilimcileri kimse dinlememiş hiç yaşanmayacak gibi hayatlarımıza dev...
Maviliğin sonsuzluğunu sesine katmış, birbiri peşinde koşuşan haylaz dalgalar ve sürükledikleri aydınlıkta yetişen martı sesleri, güzel bir rüyadan mı yoksa rüyaya mı uyandıklarını anlamaya çalışan ağaç dallarının esneyişleri. üzerine yağan karlardan silkelenerek ayağa kalkmaya çabalayan yeşilin...
Yaşlı ellerimde, kupkuru buğdaylar... Saçıyorum ıssız odama, açıp da penceremi. ürküp de bir türlü, giremiyor kuşlar! Korkmadan evime giren sadece, Ben uyurken, Sürekli eve dadanan hırsızlar! Ah sevdiceğim! Ne zaman kendimi iyi hissedip de, Senin mezarına gitsem; Ara sıra ağlıyorum...