Tüm dünya ile beraber, hayatımızda zorunlu, yeni bir yaşam biçimi oluşturmamıza sebep olan ve yeni deneyimler yaşadığımız günler içindeyiz. Bu günlerin çok kısa sürmeyeceği ve bir süre daha bu düzende yaşamayı öğrenmemiz gerektiği de açık. çalışma ve sosyalleşme yöntemleri , eğitim sistemleri gi...
Hayatımızı yaşadığımız çevreyle sınırlı tutarız hep. Sonra da şikayet ederiz rutine bağlanmış zamanlardan. Neden hep gece gündüze, gündüz geceye koşuyor diye ve neden biz hep gerisinde kalıyoruz diye... Oysa ne gerisinde kalınan, ne de önüne geçilen bir zaman vardır. Hepsi zihnimizin birer oyu...
ölümün sesini, tanıyamaz ki çocuklar; Gülerek açıverirler, çaldığında kapıyı! Evlat kokusundan başka Bir şey bulamaz mı acep? Belli ki çocuklardır, tanrının Cennetine sıktığı parfüm! İsterdim ki, Silkelenen dutlar gibi, Patır patır dökülsün Küçücük bedenlerinden ölüm. Hem...
Kitabın isminin Hikayenin Sonu olarak belirlenmiş olduğuna bakmayın. Bir hikayenin sonunun anlatılmasıyla beraber, sevme etkisini de anlatan bir roman ile karşı karşıyayız. 2013 yılında Man Booker ödülü’nü alan Lydıa Davis’in öykülerine aşinayız. Yapamam ve Yapmayacağım (Encore Yayınl...
Zamanın gri- beyaz tozlu zerreciklerinin içerisinde, sisli puslu bir dönemeçte, siyah renkten bir kral yarattım gümüş renkli kalemimle. Her kral iyi yürekli olmazdı ki; hele ki yaraları gizemli bir zırhın içerisinde, her an kanamayı beklemekteyse? Benim çirkin siyah kralımdı o; anlaşılmayı b...
Ve şimdi eylül koca bir es. Hangi notayla başlar rüzgarın şarkısı. Kürdilihicazkâr' dan mı dem vurur yoksa Acemaşiran' dan mı, bilinmez. Şikeste gönüllerin limanıdır sonbahar. Ele karşı gülüp oynayanların hüznünü dalgalara savurduğu, Kopup giden kurumuş bir yaprağa yüreğini döktüğü mah...
Zamanın izinde savrulmalar, yara bere içinde hatıralar, izdüşümleri birbiri içinde anlam buluyor. Zamanın izinde hayatlardan daha çok hayaller sarıp sarmalıyor bizi, hayal adımlarını takip etmeye yetişemiyor gerçekler. Geçmişten kopamayan, geleceğe yetişemeyen eylemlerimiz bugünlere anlam yükleme...
Senin hiç değmediğin şehirlerde Hiç dokunmadığın tepelerde soluklanıyorum... Bendeki bütün senleri çıkarıp Aynada sadece kendi suretimi gördüğüm bir sabaha uyanıyorum. Ve yeniden tanışıyorum Güneşle önceden tonunu içime sindiremediğim Yemyeşil çimlerle, uğurböcekleriyle Kokusuyla baharın,...
Beni gören bilen yoktu Issız bir ağacın dalına sinmiştim Ansızın yoruluyor, kendime ağlıyordum Kurduğum iç dünya her zerremi dağıtıyordu Sevdiğim her şeyin hüznüm olacağını bile bile Sevmekten vazgeçmiyordum Sonra ne mi oluyordu! Kaldığım kimsesizlik gençliğimi tüketiyordu yavaş yavaş...
sürüler halinde yaşıyoruz gökyüzü denen mazgalın altında hak yemekten şişmiş göbeğinde dümbelek çalanı da gülmeden güzel olacağını zannedip yüzünü boyayanı da para için paralananı da sadece ibadet için yaşayanı da sürüler halinde yaşıyoruz gökyüzü denen mazgalın altın...
Buğday rengi, ince ve zarif parmakları tuşların üzerinde dans ediyordu. Notaların sesine karışan hafif yaz rüzgarı ara ara esiyor, birbirine yakın mesafede oturan dinleyecilerin arasından hızla akıp gidiyordu. ülkenin en önemli antik tiyatrosunda dinlediğim bu piyanistle röportaj yapacağım gün...