Yeni bir yıla daha yaklaşırken, kalbinden isteyip planladığın, düşünce boyutundan henüz eyleme geçiremediğin hedeflerini yakalamak için sen de bir düş kapanı kurmaya var mısın? öncelikle düşlerimizi aramaya dair bu sorulara cevap bulmaya gönüllü olalım; Düşlemek ne demek biliyor musun? Şu...
Dilimizin pervasız yanlarını ödünç alan Panik atak ilişkiler kuruluyor burada Telaffuz edilemeyen kelimeler cümle içinde kullanılıyor uzun gecelerden geçerken uğranıyor özlemlere Ve yok olup gidiyor vaatlerin bıraktığı külden izler Biri bütün yasaları çiğniyor diyor durmadan konuş...
Bilinmeyene sezgisel yolculuk mu Bildiklerini hatırlama çabası mı Bilinmez amma Cehalete hapsolmadan Amacın yol alarak yaşamaksa Ne gündüzü bekler gece Ne gece bekletir gündüzü anla Hayat bir döngü manada… Nefessiz kalırım diye korkmadan Nefsini saf bilgiyle sarmala Soyun...
yarım metre önümüzden akıp giden hayatın çerçevelenip duvara asılmasıdır pencere seninle karşısına geçip bir pencerenin tartışmadıktan sonra hayatı ne pencerenin önemi var ne dışında akıp giden hayatın bu senin hayatın ya benimle pencerenin karşısında akıp giden hayatı izlersin...
Salonun tüm ışıklarının kapalı olduğu bir tiyatro oyunu atmosferinde, gölgelerle dans eden figürler ansızın alıp çok uzak diyârlara götürmüştü genç kadını. Bir koku, bir ses, bir nüans... İşte bu kadar basitti,şu andan geçmişe doğru anılar trenine bir yolculuk bileti alabilmek. çok uza...
Bir yeni yıl sabahında Platonik sevgilim ile Tatlı bir rüyada buluştuk Kırık dökük bir iskelede Saatlerce oturduk Sazlıklar sükunetle seyretti ikimizi Hafif bir rüzgar esti Eğildiler birbirlerine doğru Fısıldadılar yavaşça Elimin eline değdiğini gözlüyor Kızaran yanaklarım...
Filmlerde iç çekip şarkılarda ağladık. Bir şiirin mısralarında kaybolurken kendimizi bulduk. 50 metre kare evlere sığdıramadığımız hayallerimizi 50'ye 60 tablolara sığdırdık. Hepimizin yolculuğu bir romandı ama biz roman kahramanlarına hayrandık. Baktığımız her yerde kendi tasvirimiz du...
Geçenlerde camdan, yağmurun ahenkle yağışını izlerken dalmış gitmişim eskilere ta eskilere... Ta eskilerden şimdiye şimdiden geleceğe... Yanan bir mum gibiydi ömür, bazen alevin büyüdüğü zamanlarda daha aydınlık, rüzgarlarda savrulan ya da ülfezikleşen bir yansıma. çocukluğum geldi aklıma y...
Bugün yeni bir gün Yeni bir sabah Yeni umutlar, hayaller, hedefler zamanı… Her yıl olduğu gibi Bugün de tıpkı bir önceki yıl gibi sana adanmıştır, hayat gibi. Bu yıl kendin için yapabileceğin en güçlü şey yaşamın doğası, insanlar, gerçek hakkındaki inançlarını daha olumlu bir tanesiy...
Sımsıkı yumruğundan Sarkıtarak nefret mührünü, Kupkuru sesiyle Bir anda tutuşturdu Yüreğimi. Oysa tanrı bile yakmamıştı daha, Cehennemin ateşini. Lokman Hekimin elleriydi, Merhemler Kaynattınız dilinizde. “İçi cayır cayır yanarken, Suratında donmuş ifade!” Dedin...
Beyaz... Gözümün gördüğü tek renk bu. Binlerce anıyla dolu hayatımın otuzuncu yılındayım. Yeryüzünü hiç bu kadar beyaz görmemiştim… Ocak… Bütün ayları eşitlediğim akıl defterimde ilk defa bir ay, hepsinden farklı. Halbuki sevdiklerimin var oluşuyla dolu olan on iki tane ay benim...