Elleri dedim bir yabancının elleri değil, alıştırıyor kendine Kilidini bulan anahtarlar gibi Değişmez biçimini veriyor tutunduğu parmaklara Seninle aramızda böyle imla kuralları olmadan konuşmak Su terazisinde duymak sesini Tepedeki çay bahçesinde bir bitimlik öğle vakti Sevdiğin şair...
“ Büyük bir kalp sızısı, gönül yarasıdır 'yas' ” Yaşamdaki büyük bir değişimin, kaybın ardından gelendir. Bir daha eskisi gibi, hatta belki de o eski halindeki insan olamamak demektir ve bu değişim bizim asla razı olmadığımız bir değişimdir. Yasın başlangıcı ve tüm süreci ile...
İnsan, kendiyle tanış olmalı “Sen kendini bilmezsen Ya nice okumaktır” demiş Yunus boşuna mı? Köklerini besleyen su gibi Toprak gibi Güneş gibi İnadına yaşamak için değil Hakettiğin gibi uyanmak için nefes almalı İhtiyacın olan iç huzur ihtimaller içinde saklı Ka...
‘‘Birine altı çizili kitaplarınızı vermek, yaralarınızı emanet etmektir bir bakıma’’ der, Nazan Bekiroğlu. Bu ay; Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar isimli romanından altını çizdiğim cümleleri paylaşacağım. Tutunamayanlar gibi önemli bir başyapıtı ana dilimizde ok...
Düşünürüm bir ağaç gölgesinde Ağustos sıcağında Biraz su ister dudaklarım Karşı tepeler uzak gözümde Gidemem Suya hasret bedenim Nasırlı ellerim tutulmaz yaradan Yaz sıcakları kabusum Tuz kokar bedenim Gelse sonbahar Biraz serinlik esse yar elinden Kazma kürek dert değil Vururum t...
Ufacık tefecik elleri Gülerken kısılan gözleri vardı Bakışlarından yaramazlık akar Ele avuca sığmazdı Derken o da tanıştı hayatla O da gördü hayatı Hiç istemedi büyük olmayı Ama çocukta kalamadı. Işığı söndü sandı Sandı ki güneş dondu. Bir gün bir şey oldu Yüzüne bir gülümseme ko...
Nefes alamadı çığlığım. Ey kepçe, çöz bedenimdeki molozdan kelepçeyi! Ben ki, sonbahar yaprağı, enkazın içindeki. Zamanın, kalmıyor tartıda ağırlığı. ölüm, sığmaya çalışıyor bedenime… Bulun beni! Günlerdir çöktüğüm yerdeyim. Yaşam üçgeninde, Capcanlı bir cenazeyim....
Ne çok yürek mili yol gittik dimi... Kimi zaman mutluluk tarlalarından, kimi zaman azap bahçelerinden geçtik... Sonra eninde sonunda en iyi bildiğimiz, yüreğimiz kadar şekillendirdiğimiz kendi bahçelerimize döndük... Bazen yorgun,bazen kıgın,bazende ohh bee diye... Geçtiğimiz yollara var...
Güneş, ayaklarından gövdesinin yarısına kadar deniz yeşiline bürünmüş tomruk rengi iskelenin yüzeyini parlatıyordu. İlkbaharın gelişiyle kasabada da ufak hareketlilikler başlamıştı. Kışın haftada iki gün açık olan restaurantta yaza hazırlık yapılıyordu. Onun yanında her yaz kapısında uzun kuyr...
Seni gördüm gün evvelindeHurma bahçesinde aydınlanıyordu yüzünKalbimin sesine karışıyordu sesinSevinçle sarılmayalı epeyce zaman olmuştuSevgine karışıyordu hissin,Evvel ki gün...Beyaz gömleğinde esiyordu rüzgarOlmadığın günlere kızamıyorVarlığın dolduruyordu her günü, evvel ki gün...Sendin...
öykü “Ben gidebilirim,” demiştim yazı işleri müdürüme. çocuk yok, koca yok, çöpsüz üzüm. “üç ay diyorum, ona göre,” demişti, “Zorlamasın.” Kararlıydım, “Başla,” dedi. üç ay dese de yaşadıklarım üç kitaba sığar, o kadar uzun zaman geçirdim ki...
çocukluk yıllarından bu yana hep artistik buz patenine ilgi duyuyordu Ella. Kendisini o muhteşem müzikler eşliğinde buz üzerinde özgürce dans ederken hayâl ediyordu. Küçük bir Fransız kasabasında dünyaya gözlerini açmıştı. Fakirlikten dolayı sadece siyah beyaz televizyonları vardı evde...
Kaynak; Merdiven Altı Edebiyat & Sanat...