Sabah uyanır uyanmaz ilk işim pencereyi açmak oluyor. Dışardan gelen temiz havayı ciğerlerime kadar çekmek istiyorum. Olmuyor. Egzoz kokuları, dönercilerin, kokoreççilerin baca dumanları, kornalar, çığırtkanlar... bu koca şehirde dün ne yaşanmışsa bugün de aynı şekilde hatta daha da bet...
Bugün eşini kaybedeli tam bir yıl olmuştu. Koskoca bir yıl onsuz geçmişti. Adam, yorucu geçen iş gününün akşamı evin merdivenlerini düzensiz soluk alışverişler ve ağır adımlarla çıktı. Kapının karşısında dineldi. İçeriden gelecek bir ses bekledi. Ama nafile, beklediği ses, üç yüz altmış beş...
Siz kibritçi kız masalını bilir misiniz? Hani yılbaşı gecesi herkes eğleneceği yere gitmek için acele ederken, sıcak evindeki güzel sofralara yetişmek için karların üzerinde temkinli adımlarla ilerlerken insanların arasında çıplak ayaklarıyla kibrit satmaya çalışan ufak kızın masalını... Adem on...
Onu ilk gördüğüm yer Basmahane sokaklarının arka tarafında arnavut kaldırıma açılan bir pencere önünde dikiş makinesiyle savaşırken olmuştu. Dikiş makinesi ipi karıştırmış olacak ki makineden sarkan ipleri toplamaya çalışıyordu. Ne kadar uğraşsa da makinenin etrafına dolanan ipler bir tür...
Genç kızın çığlığı internet kafeyi inletti. Korkanlar, şaşıranlar, neler olduğunu anlamaya çalışanlar… Kafedeki herkes gözlerini ayırmadan genç kıza bakıyordu. Genç kız ise oturduğu sandalyeden kalkmış iki elini yumruk yapmış suratında tarifsiz bir gülümsemeyle bilgisayarın ekranına bak...
Bugün doksan bir yaşımın sabahındayım ve sensizim. Bir bilsen nasıl zor geçti sensiz bir yılım Mukaddes. Sensizliği iliklerime kadar hissettim. Ertuğrul Bey, doğum günü sabahında karısı Mukaddes Hanım’la beraber özel siparişle yaptırmış olduğu koyu lacivert takım elbisesini ağır ağır özene...
Soğuk bir kış günüydü. Hani şu masallarda geçen cinsten bir gün… İnsanın suratını yırtarcasına hızla vuran soğuk rüzgar, karla karışık yağan yağmur… çizmelerimin üstündeki çatlaktan sızan kar suyu çorabımı çoktan ıslatmış başparmağıma ulaşmıştı. Bir an arkama üniversitenin kapısına...
Her şey bir gülüşle başladı. Tezgahtardı. ürünümü paketledi. Verirken öyle bir gülümsedi ki, gözlerim yüz hatlarında takılı kaldı. Bir şaman ayininin ortasında kalmış gibi dilim tutuk, kalbim gümbür gümbür çarptı. Kendimi toparlamam biraz zaman aldı. “Bunlar burada kalsa, bakacağım bir şey...
Sonra Necmi Hasan’a dönerek alaycı bir ses tonuyla, “Senin en iyi dostunu gördüm geçen gün.” deyiveriyor. Hasan bu söylenenin kim olduğunu anlamadığını göstermek istercesine kaşlarını kavuşturuyor. Yüzüne de şaşkın bir ifade takınıyor. Hafif bir tebessümle, “Anlayamadım...
Bin dokuz yüz elli yılının şubat ayında soğuk geçen bir kış günü akşamı iki arkadaş çalıştıkları bankadan yorgun adımlarla ayrıldı. Yüzlerinde mesai bitiminin mutluluğu vardı. Gün boyu devam eden kar yağışı hala sürüyordu. Ayakkabıları karın beyazlığında iz bırakıyordu. İzmir’in Konak semti...
O sabah gün aydınlandığı vakit gerçek manzarayı daha iyi anladık. Belediye tarafından yeni yapılan arnavut kaldırımların üstü yıkılan evlerin tuğlaları, toprağı, tozuyla dolmuştu. Günlerdir televizyonlarda bas bas bağıran deprem bilimcileri kimse dinlememiş hiç yaşanmayacak gibi hayatlarımıza dev...
Yuvarlak, tombul suratlı, gözkapakları uykudan yeni uyanmışçasına düşük, ince belli, kısa bacaklı, saçları kömür karası bir hemşirenin bana doğru geldiğini gördüm. Kısa olan bacaklarına rağmen hızlı adımlarla yanıma geldi. Burada ne aradığımı sordu. Buraya girişlerin yasak olduğunu söyledi. Ben d...
Mahallemizin en yakışıklı abilerindendi. Hekim abi… İsminin karşılığı gibi doktor olup da insanları tedavi edememişti belki ama bizlerin ruhlarını tedavi edecek türden cümleler kurmakta çok ustaydı. Dedesi doktordu. Dedesinin babası da Osmanlı zamanının aranan hekimlerindenmiş. Hekim ab...
Yeni Yıl Hikayesi Siz kibritçi kız masalını bilir misiniz? Hani yılbaşı gecesi herkes eğleneceği yere gitmek için acele ederken, sıcak evindeki güzel sofralara yetişmek için karların üzerinde temkinli adımlarla ilerlerken insanların arasında çıplak ayaklarıyla kibrit satmaya çalışan ufak kızın masa...
ölü Bir Bedenin Anlattıkları ölümüm üzerinden on dört hafta geçti. Mezarıma hangi ağaçtan yapıldığını bilmediğim yatay şekilde dizili tahtalar konuldu. Sonra da sırasıyla çocuklarım, akrabalarım ve komşularım yumuşak, kahverengi toprağı dolu-dolu küreklerle tahtaların üzerine attılar. Bedenim an...
Yalnızlık Senfonisi Kafasını yukarı kaldırdı. İyice yukarı… Boş, kasvetli sokakları aydınlatan sokak lambasına baktı. Soluk, sarı ışığa. Işıktan süzülen yağmur damlaları soğuk zemine intihar edercesine hızlı hızlı çarpıyordu. Yoluna devam etti. Su birikintilerine basmaktan ne kadar kaçınsa d...
Arda Boyları Bin dokuz yüz yetmiş yılının sonbahar akşamında yaşlı bir kadının diline arda boyları türküsü dolanmıştı. Aslına bakılırsa bu yeni bir durum değildi. Otuz yılı aşkın bir süredir -ilk kez radyoda duyduğu bu türkü- zaman zaman diline pelesenk etmişti. Eski, boyaları atmış penceresinden...
Hayat Kırığı-2 İzmir Denizli seferini yapan tren İzmir’den hareket edeli bir saati geçmişti. Rayların sesi yolcuların kulaklarında tuhaf bir şekilde yankılanıyordu. Vagonlar rahatsızdı. Koltuklar eski, süngerler neredeyse özelliklerini yitirmişti. İki öğrenci bayram tatili için evlerine dö...
Gün yeni ağarmaya başladı. Göztepe Köprüsü’nün(1) deniz tarafındaki ayağının önünde, sırtı köprüye dönük orta yaşta iki adam oltalarını denize atmışlar kısmetlerinin gelmesini bekliyorlardı. çevre düzenlemesiyle yerleştirilen çimlerin üstünü kırçlar kaplamıştı. üç cemre de düşmesine rağmen hav...
ölümüm üzerinden on dört hafta geçti. Mezarıma hangi ağaçtan yapıldığını bilmediğim yatay şekilde dizili tahtalar konuldu. Sonra da sırasıyla çocuklarım, akrabalarım ve komşularım yumuşak, kahverengi toprağı dolu-dolu küreklerle tahtaların üzerine attılar. Bedenim anlatılanların aksine ölmeden öncek...
Bir akşam işten eve dönerken Zeynep’in ablası saklandığı köşe başından bana seslendi. Şaşırdım. Hemen yanına gittim. Servet, babam kaçacağınızı öğrenmiş. Zeynep’i kardeşiyle tehdit etti. Yatılı bir okula gönderdi bu sabah. Daha da devam ettirirsen bakamıyorum diye çocuk esirgeme kurumuna...
İş Kazası ( 1.Bölüm ) Yirmi sekiz yıl önce babamla gitmeye karar verdiğim Esnaf ve Sanatkârlar Odası bünyesinde gerçekleşen yemek olmasaydı belki de bugün günlüğüme yazacağım bu hikâyem olmayacaktı. Babam muhitimizin tanınan berberlerindendi. Güler yüzü, el çabukluğu, her konuda söyleye...
"Anne ilaçlarını almayı unutma!" diye seslendi Nermin. Neredeyse her gün olduğu gibi bugün de okuluna geç kalmıştı. Kardeşi Gül'ün ölümünün ardından babası da kısa bir süre sonra kalbine yenik düşüp beklenmedik bir zamanda aralarından ayrılmıştı. O günden sonra Aksoy ailesi için hiç bir şey es...
Baba, anne bir de yedi yaşındaki kız çocuğu akşam yemeğinden sonra televizyona seyre daldıkları sırada aniden elektrikler kesildi. İlk tepki çocuktan geldi. Cılız sesiyle ufak bir çığlık attı. Baba ayağa kalktı. Bir yandan akşam saattin de neyin kesintisi olduğunu anlamaya çalışırken, bir yandan da...
Bugün eşini kaybedeli tam bir yıl olmuştu. Koskoca bir yıl onsuz geçmişti. Adam, yorucu geçen iş gününün akşamı evin merdivenlerini düzensiz soluk alışverişler ve ağır adımlarla çıktı. Kapının karşısında dineldi. İçeriden gelecek bir ses bekledi. Ama nafile, beklediği ses, üç yüz altmış beş gündür...
Rodin’in Heykeli Yavrum sana da her sabah eziyet oluyor böyle. Oğluma kaçtır söylüyorum. Hemşire kızımızın her gün gelmesine gerek yok diye ama anlamıyor işte. Annesine biraz fazla düşkündür canım oğlum. Halbuki ben iki tane ilacı alamayacak kadar elden ayaktan düşmedim daha. “Düşmedin...
İbrahim Korkmaz derKi Tüylü Dağ manzaralı takvim yaprağının son yırtılma tarihinin üzerinden elli iki yıl kırk sekiz gün geçmişti. Muhsin amca, baba yadigarı eve kilit vurmuş uzun yıllar kapısını açmamıştı. Elli kusur yılın ardından tozdan buğulanmış takvim rakamlarının önünde yalnızlık ve h...
İbrahim Korkmaz derKi ANAHTAR Bugün eşini kaybedeli tam bir yıl olmuştu. Koskoca bir yıl onsuz geçmişti. Adam, yorucu geçen iş gününün akşamı evin merdivenlerini düzensiz soluk alışverişler ve ağır adımlarla çıktı. Kapının karşısında dineldi. İçeriden gelecek bir ses bekledi. Ama nafile, bekl...
''çağımız insanı duygu yoğunluklarını – mutluluk, üzüntü, öfke, aşk, sevgi – sıcak geçecek dost muhabbetlerinde veyahut maaile toplantılarında söylemek yerine sosyal medya denen balçık bataklığından türemiş Facebook, Instagram gibi yapay mutluluk platformlarında paylaşmayı tercih e...
İbrahim Korkmaz derKi öLü BİR BEDENİN ANLATTIKLARI ölümüm üzerinden on dört hafta geçti. Mezarıma hangi ağaçtan yapıldığını bilmediğim yatay şekilde dizili tahtalar konuldu. Sonra da sırasıyla çocuklarım, akrabalarım ve komşularım yumuşak, kahverengi toprağı dolu-dolu küreklerle tahtaların üzer...
İbrahim Korkmaz derKi Sanrı "Anne ilaçlarını almayı unutma!" diye seslendi Nermin. Neredeyse her gün olduğu gibi bugün de okuluna geç kalmıştı. Kardeşi Gül'ün ölümünün ardından babası da kısa bir süre sonra kalbine yenik düşüp beklenmedik bir zamanda aralarından ayrılmıştı. O günden sonra Ak...
İbrahim Korkmaz derKi Pantolon Günümüz insanı alışveriş merkezi denen kara deliklere mahkum olmuş vaziyette. Kara delik: Işığın dahi kaçamadığı çok güçlü bir çekim gücüne sahip gökcismi. Alışveriş merkezi: İnsanların, içine girdiğinde bulundukları zamanı unuttukları, mağazaların camekanlarında...
İbrahim Korkmaz derKi AGAPİ 1.BöLüM Mahallemizin en yakışıklı abilerindendi. Hekim abi… İsminin karşılığı gibi doktor olup da insanları tedavi edememişti belki ama bizlerin ruhlarını tedavi edecek türden cümleler kurmakta çok ustaydı. Dedesi doktordu. Dedesinin babası da Osmanlı zama...
İbrahim Korkmaz derKi AGAPİ 2.BöLüM Yuvarlak, tombul suratlı, gözkapakları uykudan yeni uyanmışçasına düşük, ince belli, kısa bacaklı, saçları kömür karası bir hemşirenin bana doğru geldiğini gördüm. Kısa olan bacaklarına rağmen hızlı adımlarla yanıma geldi. Burada ne aradığımı sordu. Buray...
İbrahim Korkmaz derKi Tanışalım: Para Derler Bana Anadolu’nun batısında iki büyük ırmağın geçtiği bir uygarlık tarafından ticaretlerini daha da ileriye taşımak için kralın önerisiyle icat olunmuş, ilk başlarda altın, gümüş, nikel, tunç ve de alüminyumdan yapılma şekilsiz bir metal parçası...
İbrahim Korkmaz derKi Keklik Ali Sırtı zeytin ve badem ağaçlarına dayanan köy kahvesinde kırk üç yıllık arkadaşlar Yusuf ile Ramazan, tavşankanı çaylarını yudumlarken köyün bozuk yollarının muhtar tarafından düzeltilmediğinden, memleket meselelerinden bahsederlerken köyün girişinde elinde bavuluyl...