Baktığımda gözlerinin içine, Ki bakmaya cesaret edemezdim; Yüreğimdeki buzullar erirdi, Her bakışımda Bir damla deniz süzülürdü gözlerimden, Sen görmezdin. Tuttuğumda elini, Ki tutmaya cesaret edemezdim; Kırılmaz kayalar erirdi, Her tutuşumda Depremler olurdu yüreğimde, Dağlar göçerdi Sen gör...
Bülbül için gül bir düştü,Gülden bir yaprak sararıp düştü,Hazanda yaprağın hesabını vermek,Eylül’e değil, Bülbül’e düştü......
Beklemenin rengi sararır efkarın dumanından, Aşktan gelip, aşka giden bir yol çağırır bizi. Hangi gün geceye geç kalmış, İnsan insana elbet yetişecek. Sen yılları say, ben saniyeleri, Nasılsa payımıza takvimden aynı yaprak düşecek. Mehmet Değirmenci...
Güzel gözlerini kapatsan Uzansan göğsümeSıcaklığın kor olup dağlasa bedenimiSaçların ağzıma burnuma girseAğzından damlayan ballar sel olup aksaIslatsa her yerimiDünden kalan oyunları sayıklasanKocamış yüreğimle nefesine ritim tutsamDinlesem kalbinin saflığa usul usul atışınıKoklasam koklasam kokl...
Dün diz boyu kar, Bu gece duman kokulu efkar, Efkarın içinde ne ararsın dediler; İlle de yar, ille de yar. Gülün bülbüle nazı har, Bülbülün sızısında saklı gül kokulu bahar, Baharın içinde ne ararsın dediler; İlle de yar, ille de yar. Gönül, yıllanmış bir hasret yasında, Yaslar birikmiş ayrılık...
çay ‘dost’ yazan kalemin mürekkebiymiş, Ruhu sulayan meğer dostun muhabbetiymiş, Hadi doldur da içelim o zaman, Şekere gerek yok demli olsun yeter; Tek başına içilen çay vallahi ölümden de beter... Mehmet Değirmenci...
Vakit; yıllanmış dünlerin düğümünü çözüp, Bugünü yarına bağlama vakti. Umudun tohumunu dualara ekip, Gün yüzü görmemiş kelimelerle sulama vakti. Her gidiş taze bir gelişmiş Akşam Efendi; Vakit; bir küheylan sırtında, gelişe doğru gitme vakti... Gidelim o vakit......
Yanık bir mum kokusunda, Yanık bir Neşet Ertaş türküsü'nde, Yanık bir sigara kokusunda gizlenmiş kalmış 'özledim' kelimeleri. Ne çok yakmışız, Ne çok yanmışız 'özledim' diyebilmek için. Gayrı bir damla su döker miyim hiç, Varsın yansın dünya; “çok özledim” ......
Kimi yangınlar var cehennem gibi; Bir damla gözyaşı söndürür. Kimi yangınlar var kibrit alevi gibi; Akarsuları gölleri döksen üstüne söndüremezsin. Sönsün mü sönmesin mi bilemezsin. Sönse donmaktan, sönmese yanmaktan korkarsın. Ateşle dans, ateşin araflığı......
Ağustos’tan taze koparılmış Eylül, Ekimlerin yanağındaki mahcup alıç ağacına haykırdı: Ah hasret yangını gün batımlarının kızılı, Alnımda adın kırmızıyla yazılı. Safran sarısı son yaprakta, Güz hüznüne inat, dal dal umut dizili…...
Bir soğuk sözüne üşüdüm Kırk yaz geçse ısınmam gayrı Uykusuz gecemde düş idin çıkıp gelsen uyanmam gayrı Bir bakışa zamansız açtım Bahar olsan inanmam gayrı Gül dalında bülbülüm idin Türkü olsan dinlemem gayrı...
Bakışların gül ağacı yangını, Kalbimi cezve yapıp, Ateşinde kahve pişiresim var. Şekere ne gerek, Şekerlidir nasılsa ellerin, Avuçlarını fincan yapıp, Gülüşünü kanasıya içesim var......
Gözlerinden sebep gelmişse bahar, Tabiki de tüm çiçekler bakışına açar. Gülüşün güneş olup düşmüşse bir dalın üstüne, Vişne üstüne, dut üstüne, üzüm üstüne, öyleyse kopar beni dalımdan koy bir fıçıya; Ellerin dokunmuş nasılsa hoş bir rayiha olurum, Bekler bekler şarap olurum, Yolunu gözlemekten...
‘Vefa’ ile ‘vefat’ arasında tek harf fark varmış, Tıpkı ‘sevmek’ ile ‘sövmek’ arasında olduğu gibi. Sen dostunu kütüphane görürsün, O ise bir harf ile kafasına sıkar. Yazık bir harfe kurban gidenlere......
Bardaktan boşanırcasına kelimeler dökülse gökten. Ne bir şemsiye ne de sığınacak bir saçak altı bulamasan. ‘özledim’ damlalarıyla iliklerine kadar sırılsıklam ıslansan. üşüsen; bana sarılsan... Bencilliğim batsın. üşüyeceksen kalemimin mürekkebi kurusun, çöl olsun sayfalar. ‘ö...
Gözlerin kalem; söze gitsin, Bakışlar mızrap; saza gitsin Dilim lal, söylemez adını Kalbimdeki iki hece gize gitsin. Uzan göğsüme kapat gözlerini Koy avucuma titrek ellerini Ben çalayım, ben söyleyeyim Titreteyim şu deli gönlün telini. Yar gelsin, yara gelsin Gülüşün yarama çare gelsi...
Göz kapaklarıma oturmuş iki sarhoş bekçi, Ne uyku sokarlar içeri, ne de başka bir hayal, Tek kelimene açılır kapılar, tek kelimenle kapanır gözler, Gülümse sen sadece, gayrısı yorgun sözler... Mehmet Değirmenci...
Sol yanımız zemheri ayazı Yalnızlık kar fırtınası Umutlar çığ altında Gülüşleri buz tutmuş Halbuki bahar geldi diyorlar Sen gelmeden inanmam ben......
Birikmiş hoşçakalları bir çuvala koyup, Adı sanı duyulmamış diyarlara yolladığım. Yıllanmış dünlerin düğümünü çözüp, Bugünümü yarınıma bağladığım. Umudun tohumunu dualarıma ekip, Gün yüzü görmemiş kelimelerle suladığım. Zemherimde bahçe bahçe açıp, Avucunda buram buram huzur kokladığım....
Kimimiz nokta koyuyor gülüşüne, Kimimiz hayata soru işareti. Kimimiz haykırışına ünlem, Kimimiz umuduna üç nokta. Kimimiz de bugün ile yarın arasına Kocaman bir virgül. Buyur anlat meramını dediler, Sırtıma yüklediler noktalı virgülü, Halbuki baksalar görecekler, İşaretin arkası,...
Saklambaç oynuyoruz kaderimle . Ebe ben; saklanan sen. Kırka kadar saydım, kırk yıl saydım. Derinlerde, korkunç dehlizlerde, yalçın dağların zirvesinde, çöllerde, sağda solda, uzakta yakında, adı sanı duyulmadık memleketlerde herkesi buldum sobeledim de bir seni bulup "seni seviyorum" diye sob...
Ekimde toprağa düştük, öldü sandılar, üstümüzü zemheriyle sardılar, Yetmedi karı, boranı saldılar, Boyun eğmedik. Buyurdular; Temmuz sıcağında kavrulursun, Boynunu orak ile vurdurursun, Gün gelir değirmende ezilirsin, Boyun eğmedik. Baş kaldırdık, başak olduk, Al al gelincikler...
BüLBüL Bülbül için gül bir düştü, Gülden bir yaprak sararıp düştü, Hazanda yaprağın hesabını vermek, Eylül’e değil, Bülbül’e düştü... SERçE Ben sana turnam dermiyim hiç, Korkarım, göç eyler dilindeki cümleler ardın sıra. En iyisi mi, serçem diye seveyim seni; Belki pencerem...
KİBRİT çöPü ***** Kimi yangınlar var cehennem, Bir damla gözyaşı söndürür. Kimi yangınlar var ki kibrit alevi gibi, Akarsuları, gölleri döksen üstüne söndüremezsin. Sönsün mü sönmesin mi bilemezsin, Sönse donmaktan, sönmese yanmaktan korkarsın; Ateşle dans, ateşin araflığı... *****...
HüZZAM SATIRLAR İçin acıyorsa, İçin için acıyorsa, Onun için acıyorsa, İçin, ne içerseniz için; Beyhude… KIRIK MIZRAP Düş dedi, Düştüm peşine, Düşmüş meğer; Düştüm, kırıldım… DETONE KELİMELER Dilim kör, Kulağım lal, Gözüm sağır olmuşsa; Kalbim çoktan kusmuştur seni...
BEYAZIN HüKMü Beyaz sayfaya, Beyaz bir kalemle, Süt beyazı kelimelerle, Bembeyaz sevişimi yazdım. Beyazın üstünde, Beyaz görünmezmiş. Deftere, kaleme, harflere Beyaz gelinlik giydireyim derken, Meğer, ölü doğmuş cümleleri, Beyaz bir kefene sarmışım. Nerden bileyim; Gözlerinin karasından...
ehmet Değirmenci derKi YAŞLILAR Yer: Sirkeci Meydan Ayakkabılar boyanıyor , cilalanıyor. Ya paslanmış vicdanların tozunu kim alacak...Amin Maalouf der ki ‘‘Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda dağılmaya başlar.’’ Yer: Sirkeci Gözleri görmeyen yaşlı amca, e...
Mehmet Değirmenci derKi BADEM çİçEĞİ Badem ağacı bir başka sevilir Ege’de. Derin ayazların kesildiği, zemherinin yarım güneşlere karıştığı günlerde gözler badem ağacındadır hep. Cemreler teker teker düşerken, meltemler ısıtır kekik kokulu tarlaları. En başköşesindedir tarlanın badem. Gelinli...
Mehmet Değirmenci derKi BİR DEMET BAHAR Sol yanımız zemheri ayazıYalnızlık kar fırtınasıUmutlar çığ altındaGülüşleri buz tutmuşHalbuki bahar geldi diyorlarSen gelmeden inanmam... YAĞMUR daha anlamlıdır yüreği dünden ıslak kalanlara... çapa denizin dibini boyladıktan sonra zincirin hangi halka...
Mehmet Değirmenci derKiPA'PATYA Lokum gülüşünün yanına bir fincan kahve koy, Hatrına kırk yıl kirpiklerinde asılayım, Kapat sonra gözlerini fal niyetine; Hep ben bakayım, hep ben çıkayım... Siyah tükenmişse maviyle yazarız biz de. Yeter ki yazdığın cümleler rengarenk çiçek açsın da her kelimesi ko...
Mehmet Değirmenci derKi KUZULARIN TüRKüSü çobanın delik heybesindenAvuç avuç söz döküldüKekik kokulu kuzular türkü beklerkenMızrapı kırılmış saz döküldüBirbirine düğümlü kınalı ellerdenYağmurla karışık çöz döküldüYAĞMUR serinletirdi oysaYüreğime dağ dağ köz döküldüZemheri de bile Pa’paty...